Sadece Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol

IMG-0197

“Hâyır (dûniHİ düşünme)! Sadece Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol.” (Zümer-66)

Billâhi algıda sabitlenmek aynı zamanda şükür halidir.

“Hâyır” uyarısı Kur’ân’da sık gördüğümüz bir mânâdır. Meâller “Hâyır”ı yazar geçer, genellikle bir parantez açmaz. Açmışsa da “Öyle değil” yazıp geçer. Doğrudur, yani öyle değildir. Ama okuyan birisi biraz tefekkür etmek istese sorabilir: “Öyle değil” ne demek, yani nasıl değil? Düşündüğüm gibi değilse ben acaba nasıl düşünüyorum? Nasıl düşünüyorum da düşündüğüm gibi değil, beni aydınlat. Yanlış düşündüğümün farkında olmayabilirim, bana neyi yanlış düşündüğümü bir söyle. Bunu bilmediğim için sapıyorum zaten. Nasıl yanlış düşündüğümü anlat ki öyle düşünmeyeyim. Âyetlerdeki “Hâyır”lar neden çok önemlidir? Çünkü oralarda uyarıldığımız şey dûniHİ algıdır, dûniHİ düşünüştür. “Sen dûniHİ düşünüyorsun, bu iş öyle değil. DûniHİ düşünme, Allah’ın dışı var sanma. Allah’ın dışı var da orada müstakilen var ve muhtar varlıklar var sanma” demektedir. Âyetlerdeki “Hâyır”lar bize bunu söylemektedir. Zümer-66 da bunu söylüyor. Bu yüzden oradaki “Hâyır”ı parantezle şöyle açıyoruz; hâyır (dûniHİ düşünme). Peki, nasıl düşünelim? Âyet açıklıyor: Sadece Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol. Eğer dûniHİ düşünürsen, Allah’ın dışı var sanarak oraya bir hayat bina edersen, o hayata da müstakil fikirler koyarsan, onlara göre de hayat tarzı oluşturursan, hatta onları kendine Rab ve tanrı edinirsen yanlış olur. Kur’ân’ın “Hâyır” deyişinden çok net olarak şunu anlıyoruz: DûniHİ algı ve zann’larından sıyrıl, Billâhi algıda düşün. Kendini Billâhi algıya sabitle ve Allah’a kulluk et. Yani Allah nasıl öneriyorsa öyle yaşa. Ve şükredenlerden ol. Billâhi algıda sabitlenmek aynı zamanda şükür halidir. Zümer-66’da ikisi yan yana geldi; kulluk et ve şükredenlerden ol.

DûniHİ algı ve zann’larından sıyrılır Billâhi algıda sabitlenirsen şükredenler sınıfına girmiş olursun.

“Şükredenlerden ol” önerisini şöyle düşünün. Birisi size “Şu bileti al ve otobüse binenlerden ol” dedi, ne yaparsınız? Otobüse biner, otobüse binenlerden olursunuz. Elinizde bilet “Otobüse bineceğim” diye dolaşmazsınız.”Şükredenlerden ol” demek de “Şükür otobüsüne bin” demektir. Otobüse bin, bir koltuğa otur. Ama sen koltukta değilsin, elinde bilet, “Şükür, şükür” diye terminalde dolanıyorsun. Bir yere gittiğin yok. Âyetin “Şükredenlerden ol” deyişini iyi anlamak lazım. “Allahım sana şükrediyorum” demek elbette çok önemli ama otobüse binerseniz. Annenize gitmek için yoldaysınız, ona mânen, kalben “Anneciğim geliyorum” diye seslenebilirsiniz. Zaten otobüse binmişsin, gidiyorsun, “Anneciğim, geliyorum” dersin, otobüsün hızıyla bu cümleyi ne kadar candan söylersin. Ama “Anneciğim sana geliyorum” deyip terminalde dolanıyorsun. Hâyır, yolda değilsin, dışarıda dolaşıp duruyorsun. Bir bu, bir de otobüse binip şükredenin hali var, iki farklı şükür. Şükredenlerden olmak nedir, âyet açıklıyor: DûniHİ algı ve zann’larından sıyrılır Billâhi algıda sabitlenirsen şükredenler sınıfına girmiş olursun. O zaman şükrettiğini söyle. Çünkü zaten gidiyorsun. O sevinçle gördüklerini söyle, ne kadar güzel olur.

“Şükredenlerden ol” un bir başka mânâsı “araştır” demektir; bu imkânları araştır, tefekkür et, dûniHİ algıdan sıyrılmanı kolaylaştır. Araştırmak seni Allah’a ulaştırır. Böylece verenin kim olduğunu öğrenirsin, “Veren, yaratan Allah’tır” dersin, şükretmiş olursun. Kur’ân’dan öğreniyoruz ki, sen şükredince Allah sana fazla fazla verecek. Dünya hayatında bu fırsatı kaçırmamak lazım.

Bu âyetten esinlenerek bir hadise geçelim. Efendimiz (SAV) Muaz bin Cebel Radıyallahu anh’e bir öneride bulunarak bize bir dua öğretir: “Ya Muaz, seni çok severim. Sana bir öneride bulunayım da yap. Salâtlarında selâmdan önce bunu oku: “Allâhümme eınniy alâ zikrike ve şükrike ve husnü ıbâdetike.” Efendimiz (SAV) bize bir sesleniş öğretiyor: Allahım, sana olan zikrimi, seni hatırlamamı, anmamı, seninle ilgili düşünceyle fiiller üretmemi, fikir, arzu, istek nelerim varsa hepsinin seninle ilgili ve senin razı olduğun şekilde olmasını ve sana şükrümü ve senin razı hoşnut olduğun kulluğumu güzelleştir, artır, çoğalt. “Allâhümme eınniy alâ zikrike ve şükrike ve husnü ıbâdetike” böyle güzel bir duadır.

Mustafa Yılmaz Dündar

“Tâlibin başlangıç çizgisi” kitapçığından